Hayat, bazen en beklemediğiniz anlarda size küçük sürprizler ve büyük dersler sunar. Hele ki teknolojiyle yeni yeni tanıştığınız, her şeyin bir keşif olduğu yıllarsa... İşte benim de o dönemlerden hiç unutamadığım, "internetin gücünü" ve "emeğin karşılığını" anlamamı sağlayan bir anım var.

Çalıştığım iş yerinde, müdürümle aramda ilginç bir gerginlik vardı. O sıralar internetle yeni yeni haşır neşir oluyor, video slaytları hazırlamanın keyfini çıkarıyordum. Elime geçen bir PowerPoint sunumunu (PPS) alıp, tamamen kendime özgü bir şekilde düzenledim, üzerine müzik ekleyip etkileyici bir videoya dönüştürdüm. Gururla, müdürümün e-posta adresine gönderdim.

Ertesi gün müdür beni odasına çağırdı. Yüzündeki ifadeyi hâlâ net hatırlarım:

"Senden başka İbrahim Kar bu iş yerinde yok, değil mi?" diye sordu. Ben de şaşkınlıkla "Herhalde yoktur müdürüm," dedim. Gülümseyerek devam etti: "Videoyu çok beğendim. Muhasebeciye söyledim, sana prim verecek!"

Gerisi malumunuzdur... O gün, internetin sadece bir eğlence aracı olmadığını, yaratıcılığın ve emeğin doğru kullanıldığında nasıl somut karşılıklar bulduğunu birebir deneyimledim. Küçük bir kişisel çabanın, nasıl bir takdire dönüştüğünü görmek, benim için gerçek bir "Hayat Dersi" oldu.

Bu hikaye, "Lan bu nereden çıktı?" diyenlere gelsin; özellikle de yeni terfi etmiş bir arkadaşıma gelsin: Yaptığın her işte fark yaratmaya, yenilikçi olmaya ve emeğini ortaya koymaktan çekinmemeye devam et. Çünkü o küçük çabalar, bir gün büyük primlere dönüşebilir.

(Tam ekran seyretmeyi unutmayın: https://youtu.be/fEiApldRD70)